saçmalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saçmalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Nisan 2012 Cumartesi
Erkek Barbie
bu barbie bebeklerin erkek olanları, amerika'nın türk erkeklerine attığı en büyük kazıklardan biridir. uzun araştırmalardan sonra adlarının paul ve ken olduğu saptanmış bu iki (afedersiniz ama) lavuk sarı saçlı mavi gözlü ve siyah saçlı siyah gözlü olmak üzere iki halde, taş gibi bir vücutla ve bilimum giysiyle, arabayla, sörf tahtasıyla satılmaktadır. lavuk olmalarının nedeni ise her ne kadar orjinalleri 15 cm boyunda ve plastik olsa da bilinçaltına bir ideal erkek imgesi yerleştirmeleridir. çocukken paul ile ken ile zaman geçiren, sörf tahtalarını ayaklarındaki yuvarlak boşluklara oturtup o sahil benim şu sahil senin dalgaların üzerinde kah düşüren kah kaldıran, cicili bicili elbiseler giydiren, onları pek lüks kırmızı spor arabanın sol koltuğuna oturtup barbieyi de sağ koltuğa oturtan zihniyet elbet murat 131'e binmek istemeyecek, elbet mesirelik alanlarda piknik yapmayı reddedecektir. hatta öyle ki bir çocuğun gelişimi için son derece mühim bir oyun olan doktorculuk oynamayı bile engellemektedir bunlar. zira, "haydi doktorculuk" oynayalım dendiğinde bir elindeki paul'e bir de karşısındaki osman'a bakan şahsın cevabı elbette olumsuz olacaktır...
restoran, cafe ve barlardaki "ile" olayı
bir akşam yemeği, bir akşamüstü kahvesi, bir brunch ya da bir öğle yemeği
için gastronomik aktivitelerde bulunulabilecek, restoran, cafe, bar
kılıklı bir yere gidilip garsonun "siparişinizi alabilir miyim" anına
kadar göz atılan listede karşılaşılabilecek bir şey bu..
soğuk başlangıçlar:
peynir tabağı, domates ve fesleğen ile.
domatesli mozzarella, balsemik ile.
avokadolu karides, tarhun ile.
çorbalar:
domates çorbası, rendelenmiş kaşar peyniri ile. (herkes böyle yazıyor biz de öyle diyelim himmet ağğbi, ama bundan başka ne ile olur, bilemedim)
mercimek çorbası, yanında bir dilim sıkılmaya hazır limon ile. (himmet ağğbi biz işkembeci değiliz ya, yapma allasen, bak çok güzel olcak yeminle)
salatalar:
sezar salatası, zeytinyağı ve limon sos ile. (himmet ağğbi tamam aklıma yaratıcı bir şey gelince ekliycem bi dur ya)
şefin salatası, taze sıkılmış portakal suyu ile.
ara sıcaklar:
paçanga böreği, soya sosu ile.
ana yemekler:
beşamel soslu bademli tavuk, marine edilmiş julyen sebzeler ile. (himmet ağğbi neden bunu tavuk, beşamel sos, badem, marine edilmiş julyen sebzeler ve aşçının selamıyla diye yazmamışlar ki ne dersin?)
pekin ördeği, portakal ile.
tatlılar:
çikolatalı parfe, hindistan cevizi ile.
chocolate mud pie, çikolatalı sos ile. (yuh be himmet ağbi, böyle demesek)
kahveler:
irish coffee, baileys ile. (yok canım satır atladın herhalde himmet ağğbi, beyliyzle ayriş kafe olur mu hiç?)
kolombian supreme, turkish delight ile.
alternatif ifadelerin bayağılık, sıradanlık katsayısının yüksek oluşu, bu hareketin ardındaki rasyoneli doğrular niteliktedir.
düşününüz mesela, "domatesli patlıcanlı fettucine" ifadesi evde iki dakikada yapılabilecek bir yemeği çağrıştırabilir.
ya da "sosili mantarlı börek" kulağa kıymalı pide gibi gelecektir.
restoranların, barların kendilerini özel bir yer olarak pazarlamaları gerekir, köşedeki kebapçıdan ya da Melahat Hanım'ın mutfağından öte bir yer şeklinde algılanmaları gerekir. eh, menü denilen kağıt parçası da bu dışavurumun en hayati parçalarındandır. sadece menüsü bir tasarım harikası olduğu için belirli restoranları/cafeleri tercih eden tüketicilerimiz mevcuttur, bu tiplere de bu söylemlerle ulaşmak yakışacaktır.
soğuk başlangıçlar:
peynir tabağı, domates ve fesleğen ile.
domatesli mozzarella, balsemik ile.
avokadolu karides, tarhun ile.
çorbalar:
domates çorbası, rendelenmiş kaşar peyniri ile. (herkes böyle yazıyor biz de öyle diyelim himmet ağğbi, ama bundan başka ne ile olur, bilemedim)
mercimek çorbası, yanında bir dilim sıkılmaya hazır limon ile. (himmet ağğbi biz işkembeci değiliz ya, yapma allasen, bak çok güzel olcak yeminle)
salatalar:
sezar salatası, zeytinyağı ve limon sos ile. (himmet ağğbi tamam aklıma yaratıcı bir şey gelince ekliycem bi dur ya)
şefin salatası, taze sıkılmış portakal suyu ile.
ara sıcaklar:
paçanga böreği, soya sosu ile.
ana yemekler:
beşamel soslu bademli tavuk, marine edilmiş julyen sebzeler ile. (himmet ağğbi neden bunu tavuk, beşamel sos, badem, marine edilmiş julyen sebzeler ve aşçının selamıyla diye yazmamışlar ki ne dersin?)
pekin ördeği, portakal ile.
tatlılar:
çikolatalı parfe, hindistan cevizi ile.
chocolate mud pie, çikolatalı sos ile. (yuh be himmet ağbi, böyle demesek)
kahveler:
irish coffee, baileys ile. (yok canım satır atladın herhalde himmet ağğbi, beyliyzle ayriş kafe olur mu hiç?)
kolombian supreme, turkish delight ile.
alternatif ifadelerin bayağılık, sıradanlık katsayısının yüksek oluşu, bu hareketin ardındaki rasyoneli doğrular niteliktedir.
düşününüz mesela, "domatesli patlıcanlı fettucine" ifadesi evde iki dakikada yapılabilecek bir yemeği çağrıştırabilir.
ya da "sosili mantarlı börek" kulağa kıymalı pide gibi gelecektir.
restoranların, barların kendilerini özel bir yer olarak pazarlamaları gerekir, köşedeki kebapçıdan ya da Melahat Hanım'ın mutfağından öte bir yer şeklinde algılanmaları gerekir. eh, menü denilen kağıt parçası da bu dışavurumun en hayati parçalarındandır. sadece menüsü bir tasarım harikası olduğu için belirli restoranları/cafeleri tercih eden tüketicilerimiz mevcuttur, bu tiplere de bu söylemlerle ulaşmak yakışacaktır.
19 Nisan 2012 Perşembe
Yoğurtlu iskenderi asilzade gibi yemeye çalışmak..
dünyanin en trajik görüntülerinden ikincisi.. birincisi findik lahmacunu
çin yemegi cubuklariyla (chopstick sanırım) yemeye cabalamak -ki
sahit olmadim allahtan-..
yarebbim bi catali sol elle tutmalar, sag elle bicakla eti kesmeler, ekmegi kesmeler, yogurdu bicakla alip sol eldeki catalda takili ete sivamalar.. lan yedigin iskender lan, oturdugun yer de bilmemne antep hacibey durmusogullari kebap salonu.. hepimiz biz bizeyiz; oturdugun ahsap sandalyede zaman tünelinden gecip burshire dükü ve ogullari aristokratcilik a.ş.'ye baglamanin ne alemi var.
valla önünü almazsak yirmi yil sonra moda falan olur, görgü kurali falan olur, bi agiz tadiyla iskender yiyemeyiz ingiliz gibi kiritacagiz diye, o yüzden kücükken döverim, moda degilken döverim. agaci yasken eger onunla döverim.
rahat ol rahat, kizdirma beni.. acisiz salgam da icilmez, acisiz salgam mi olur? etsiz cig köfte mi olur?
yarebbim bi catali sol elle tutmalar, sag elle bicakla eti kesmeler, ekmegi kesmeler, yogurdu bicakla alip sol eldeki catalda takili ete sivamalar.. lan yedigin iskender lan, oturdugun yer de bilmemne antep hacibey durmusogullari kebap salonu.. hepimiz biz bizeyiz; oturdugun ahsap sandalyede zaman tünelinden gecip burshire dükü ve ogullari aristokratcilik a.ş.'ye baglamanin ne alemi var.
valla önünü almazsak yirmi yil sonra moda falan olur, görgü kurali falan olur, bi agiz tadiyla iskender yiyemeyiz ingiliz gibi kiritacagiz diye, o yüzden kücükken döverim, moda degilken döverim. agaci yasken eger onunla döverim.
rahat ol rahat, kizdirma beni.. acisiz salgam da icilmez, acisiz salgam mi olur? etsiz cig köfte mi olur?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)